İklim Riski Yönetimi & Regülasyon Uyum Danışmanlığı

İklim ve çevresel risklerin yönetimi, işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerinin temel bir parçasıdır. Bu alandaki hizmetlerimizi ve alt başlıklarını detaylı bir şekilde bulabilirsiniz;

 

SBTi - Bilimsel Tabanlı Hedefler / Net Sıfır Stratejisi ve Yol Haritası Raporları

SBTi (Science Based Targets Initiative); CDP, UNGC (United Nations Global Compact (UNGC), WRI (World Resources Institute) ve WWF’nin (World Wide Fund for Nature) ortak bir girişimidir.  

Net sıfır stratejisi, bir kuruluşun sera gazı emisyonlarını dengeleyerek atmosfere net ekleme yapmamasını hedefler. Bu strateji kapsamında şu adımları izliyoruz:

  • Karbon Ayak İzi Analizi: İşletmenizin mevcut sera gazı emisyonlarını detaylı bir şekilde değerlendiriyoruz. 
  • Enerji Verimliliği ve Yenilenebilir Enerji Kullanımı: Enerji tüketiminizi optimize ederek ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yaparak emisyonları azaltıyoruz.  
  • Karbon Dengeleme Projeleri: Kalan emisyonları dengelemek için uygun dengeleme projeleri öneriyoruz. 

Venus Muhendislik olarak küresel ısınmayı 1,5 °C de sınırlı tutmaya katkıda bulunmak ve bu hedefe ulaşmak için iklim değişikliği mücadele vizyonuna sahip şirketlere yol göstererek ortak amaca ulaşmak için Bilimsel Tabanlı Hedefler danışmanlığımızla şirketinizin Net Zero hedeflerini belirlemek için yanınızdayız. 
 


 

Sera Gazı (Ulusal Mevzuat) Danışmanlığı / MRV (Monitoring, Reporting, Verification)

 

Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik, Sera Gazı Emisyonlarının İzlenmesi ve Raporlanması Hakkında Tebliğ ve Sera Gazı Emisyon Raporlarının Doğrulanması ve Doğrulayıcı Kuruluşların Akreditasyonu Hakkında Tebliğ uyarınca zorunlu raporlamaya tabi olup olmadığını belirlemek için danışmanlık sağlar.

Ulusal mevzuata göre zorunlu raporlamaya tabi olan İşletmelere İR (izleme ve raporlama) sistemi için bir yol haritası geliştirilerek emisyon noktaları, emisyon kaynakları ve kaynak akışları belirlenir. Yapılan çalışmalara ve ilgili mevzuata uygun olarak tesise özgü İzleme Planı hazırlanır ve gerekli olduğunda değişiklikler veya iyileştirmeler yapılarak İzleme Planı güncellenir. Her yıl hazırlanan İzleme Planına uygun olarak yıllık Emisyon Raporu hazırlanır ve sunulur.
 


 

Kurumsal ve Ürün Karbon Ayak İzi Danışmanlığı

 

Karbon ayak izi, bir kuruluşun faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sera gazı miktarını ifade eder. 

Kurumsal Karbon Ayak İzini Neden Hesaplamalıyız?

a). Emisyon kaynaklarını tespit etmek ve emisyonları azaltmak 

b). İklim değişikliği kaynaklı riskleri tespit etmek ve önlem almak 

  1. Çevresel Riskler
  2. Finansal Riskler
  3. Mevzuat Riskleri

c). Sürdürülebilir ürün ve hizmetleri belirlemek 

d). «Yeşil İmaj» ile sektörde öncü rol oynamak ve kârlılığı arttırmak, müşteri taleplerini karşılamak 

e). Geleceğe yönelik tedbirleri almak 

 

Karbon Ayak İzi 

Karbon ayakizi hesaplamaları, çevre danışmanlık firmaları tarafından veri toplama, hesaplama ve raporlama süreçleri tamamlanarak gerçekleştirilir. Karbon ayakizi hesaplamalarını gerçekleştirirken sera gazı emisyon kaynaklarını belirleme, firmanın sahip olduğu veri setinin güvenilirliği ve standartların çerçevesi önemlidir.  

ISO 14064-1 Standardı Kapsamında Sera Gazı Envanter Kategorileri

Kategori 1: Doğrudan sera gazı emisyonları ve azaltılmaları;

Kategori 2: İthal enerjiden dolaylı sera gazı emisyonları;

Kategori 3: Ulaşımdan kaynaklanan dolaylı sera gazı emisyonları;

Kategori 4: Kuruluş tarafından kullanılan ürünlerden kaynaklanan dolaylı sera gazı emisyonları;

Kategori 5: Kuruluştan alınan ürünlerin kullanımıyla ilişkili dolaylı sera gazı emisyonları;

Kategori 6: Diğer kaynaklardan dolaylı sera gazı emisyonları olarak sınıflandırılmaktadır.

 

Ürün Karbon Ayak İzi 

Ürün karbon ayak izi, bir ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca — hammadde temininden üretime, dağıtıma, kullanıma ve nihai bertarafına kadar — neden olduğu toplam sera gazı emisyonlarının karbondioksit eşdeğeri (CO₂e) cinsinden ölçümüdür. 

Ürün karbon ayak izi hesaplama süreci genellikle şu adımları içerir:

  1. Sistem Sınırlarının Belirlenmesi: Hesaplama kapsamı tanımlanır. “Beşikten mezara” yaklaşımı, ürünün tüm yaşam döngüsünü kapsarken; “beşikten kapıya” yaklaşımı, hammadde temininden üretim tesisinin çıkışına kadar olan süreci ele alır. 
  2. Veri Toplama: Ürünün yaşam döngüsündeki her aşamada enerji tüketimi, hammadde kullanımı, ulaşım yöntemleri ve atık yönetimi gibi veriler toplanır. 
  3. Emisyon Hesaplaması: Toplanan veriler kullanılarak, her aşamadaki sera gazı emisyonları hesaplanır. Bu hesaplamalar, ISO 14067, PAS 2050 ve GHG Protokolü gibi uluslararası standartlara uygun olarak yapılır. 
  4. Raporlama ve Doğrulama: Hesaplama sonuçları detaylı bir rapor halinde sunulur ve bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulanarak belgelendirilir. 

Ürün karbon ayak izi hesaplaması, şirketlerin ürünlerinin çevresel etkilerini anlamalarına, iyileştirmeler yapmalarına ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olur. 

Venus Mühendislik olarak ISO 14064-1, ISO 14067, PAS 2050 ve GHG Protokolü standardına bağlı olarak şirketimiz raporlama ve eğitim çalışmalarını yürütmektedir. 

Karbon ve su ayak izi ölçümleri, işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerine doğrudan katkı sunar. Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz prensibi gereği, ilk adım mevcut durumun tespitidir. Karbon ayak izi çalışması sonucunda şirketler sera gazı salımlarının en yoğun olduğu “sıcak nokta” faaliyetleri belirleyebilir. Bu bilgiler ışığında enerji verimliliği yatırımları, üretim süreçlerinin iyileştirilmesi, yakıt dönüşümleri veya yenilenebilir enerji kullanımı gibi emisyon azaltım projeleri planlanır. Benzer şekilde su ayak izi analizi de su kullanımının yüksek olduğu süreçleri ortaya çıkararak su geri kazanım sistemleri, süreç optimizasyonu veya alternatif su kaynaklarının kullanımı gibi su yönetimi tedbirlerini teşvik eder. Bu çalışmaların sonuçları, sürdürülebilirlik raporlarına da entegre edilerek paydaşlarla paylaşılabilir, şirketin çevresel sorumluluk performansı belgelendirilebilir. Ayrıca, karbon ayak izi verileri birçok global girişimde (örn  CDP İklim Değişikliği Programı) raporlama için gereklidir ve büyük müşteriler artık tedarikçilerinden bu verileri talep etmektedir.  Dolayısıyla, karbon ve su ayak izi hesaplaması yaptırmak, şirketinizi hem rekabette bir adım öne geçirir hem de uzun vadede operasyonel maliyetlerin düşürülmesine katkı sağlar (örneğin daha az enerji ve su tüketimi ile tasarruf). 
 


 

Su Ayak İzi ve ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Danışmanlığı (ISO 14046, ISO 46001)

Su ayak izi, buharlaşma da dahil olmak üzere kuruluşların ürün, hizmet ve süreçlerinin tüm yaşam döngüsünde kullanılan temiz su kaynaklarının kullanım miktarının ölçümüdür. 

Bir ürünün su ayak izi, ürünün tedarik zinciri de dahil olmak üzere üretilmesi için tüketilen ve kirletilen su miktarını ifade eder. 

''Tüketim'' yüzey ve yer altı suyunun kaybı olarak tanımlanır. Kayıp, buharlaşma, başka bir biriktirme havzasına veya denize dönme veya ürünün içine alınmasıyla gerçekleşir. 

ISO 14046 Su Ayak İzi Standardı uluslararası bir standarttır ve bir organizasyonun suyla ilgili potansiyel çevre etkilerini değerlendirmesini sağlar. Bu değerlendirmeyi tüm çevresel etkilerin hesaba alındığı bir yaşam döngüsünün bir parçası olarak yapma imkanını verir. 

Su ayak izi, geleneksel ve sınırlı su çekme önleminin yanında, tatlı su kaynaklarının tahsisinin kapsamlı bir göstergesi olarak görülebilir. 

Yani kullanılan suyun türünü ve kaynağını nerede ve ne zaman kullanıldığını da gösterir. 

Bir ürünün su ayak izi, tüm tedarik zinciri üzerinde ölçülen, ürünü üretmek için kullanılan tatlı su hacmidir. Kirlilik türüne göre su tüketim hacimlerini ve kirlenmiş hacimleri gösteren çok boyutlu bir göstergedir; toplam su ayak izinin tüm bileşenleri coğrafi ve zamansal olarak belirtilir.  

Kaynaklara yönelik artan talebin ve giderek azalan su miktarının ışığında, su kullanımı ve yönetimi her şirket için düşünülmesi gereken bir kilit konudur. 

Su yönetimine yerel, bölgesel ve küresel düzeylerde gerek vardır ve bu da tutarlı bir değerlendirme yöntemi gerektirir. 

ISO 14046 bu tutarlılığı sağlayacak ve su ayak izi sonuçlarına inanılırlık kazandıracak yeni su ayak izi standardıdır.

 

ISO 46001, Su Verimliliği Yönetim Sistemi (Water Efficiency Management System - WEMS)

ISO 46001, Su Verimliliği Yönetim Sistemi (Water Efficiency Management System - WEMS) için uluslararası bir standarttır. Bu standart, kuruluşların su tüketimini etkin bir şekilde yönetmelerini, su verimliliğini artırmalarını ve sürdürülebilir su yönetimi uygulamalarını benimsemelerini sağlar.

 

ISO 46001’in Amaçları ve Faydaları

  • Su kullanımını optimize etmek ve israfı azaltmak,
  • Kuruluşların su tüketimini ölçmesine, izlemesine ve sürekli iyileştirmesine yardımcı olmak,
  • Yasal ve düzenleyici gerekliliklere uyumu sağlamak,
  • Su tüketiminden kaynaklanan işletme maliyetlerini düşürmek,
  • Sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda çevresel etkileri azaltmak,
  • Yeşil bina sertifikasyonları (LEED, BREEAM vb.) ve diğer sürdürülebilirlik girişimleriyle uyum sağlamak.

Venus Mühendislik olarak Su Ayak izi ve yönetim verimliliği konularında şirketimiz raporlama ve eğitim çalışmalarını yürütmektedir. 

Bu sürecinizde sizlere destek olmak en önemlisi bütün sürecinizin eksiksiz ve hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için saha çalışma planlamaları dahilinde uzman mühendis ve yetkin teknik uzmanlarımız ile birlikte çalışmaktayız. Detaylı bilgi için arayabilirsiniz. 
 


 

Yaşam Döngüsü Değerlendirme (Life Cycle Assesment-LCA) Raporlaması

Yaşam Döngüsü Analizi (LCA), bir ürünün hammaddesinin elde edilmesinden üretimine, dağıtımından kullanımına ve ömrünün sonundaki bertarafına kadar tüm aşamalarda çevresel etkilerini değerlendiren kapsamlı bir yöntemdir. ISO 14040 ve ISO 14044 standartlarına uygun olarak gerçekleştirilen LCA çalışmaları, ürün veya hizmetin her adımda ne kadar enerji ve kaynak tükettiğini, ne kadar atık ve emisyon ürettiğini hesaplar. Bu analiz, çevresel etkilerin kümülatif olarak görülmesini sağladığı için, şirketlerin sürdürülebilir ürün tasarımı ve proses iyileştirmesi yaparken bilinçli kararlar almasına yardımcı olur. LCA sonuçları, hangi üretim aşamalarında iyileştirme potansiyeli olduğunu (örneğin tedarik zincirinde farklı malzeme kullanımı ya da üretimde alternatif yöntemler) ortaya koyar. Böylece işletmeler, hem çevresel ayak izlerini azaltacak stratejiler geliştirebilir hem de operasyonel verimliliklerini artırabilir. LCA’nın bir diğer faydası da pazarlama ve Ar-Ge süreçlerine girdi sağlamasıdır; çevresel performansı daha iyi ürünler geliştirmek ve bunları rakip ürünlerle karşılaştırmalı olarak sunabilmek için bilimsel bir dayanak oluşturur. 

Ürün veya hizmetlerinizin tüm yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini değerlendirerek sürdürülebilir tasarım ve üretim süreçleri geliştirmenize yardımcı oluyoruz. 

Bu değerlendirmeler, çevresel sorumluluğunuzu artırır ve yasal uyumluluğunuzu sağlar. 
 


 

Endüstriyel Sürdürülebilirlik & Döngüsel Ekonomi Çözümleri

Sanayi kuruluşlarına yönelik sürdürülebilir üretim, atık minimizasyonu ve döngüsel ekonomi modelleri geliştirme hizmetleri sunuyoruz:

  • Sürdürülebilir Üretim: Kaynak verimliliğini artırarak, çevresel etkileri azaltan üretim süreçlerinin tasarlanması ve uygulanmasıdır. 
  • Atık Minimizasyonu: Üretim süreçlerinde oluşan atıkların azaltılması, yeniden kullanımı ve geri dönüşümü için stratejiler geliştirilmesidir. 
  • Döngüsel Ekonomi Modelleri: Ürünlerin yaşam döngüsü boyunca değerini koruyarak, atık oluşumunu en aza indiren ve kaynakların sürekli olarak döngüde kalmasını sağlayan ekonomik modellerdir.

Sanayi kuruluşları için sürdürülebilirlik, operasyonların çevresel etkilerini minimize ederken verimliliği artırmayı hedefleyen bütüncül bir yaklaşımdır. Endüstriyel sürdürülebilirlik, üretim süreçlerinde enerji ve hammadde kullanımının optimize edilmesini, atık ve emisyonların azaltılmasını ve çalışan güvenliği ile toplumsal etkilerin gözetilmesini kapsar. Bu alanda şirketimiz, üretim tesislerinin çevresel performansını iyileştirmek için çeşitli hizmetler sunmaktadır. Örneğin, temiz üretim prensiplerinin benimsenmesiyle, proseste oluşan yan ürünler ve atıklar en aza indirgenir, geri dönüştürülebilir malzemelerin tekrar kullanımı sağlanır. Enerji verimliliği çalışmaları kapsamında, fabrikalarda enerji etüdleri yaparak tasarruf fırsatları belirliyoruz; atık ısı geri kazanım sistemleri, yüksek verimli elektrik motorları, izole buhar hatları gibi iyileştirmelerle hem karbon ayak izini hem de maliyetleri düşüren çözümler uyguluyoruz. Yenilenebilir enerji entegrasyonu da endüstriyel tesislerde sürdürülebilirliği artırmanın önemli bir yoludur: Çatılara güneş panelleri kurulumu, uygun sahalara rüzgâr türbinleri veya biyogaz tesisleri ile fosil yakıtlara bağımlılık azaltılabilir. Tüm bu adımlar, bir yandan yasal çevre mevzuatlarına uyumu sağlarken (örneğin emisyon sınır değerleri, atık yönetimi yönetmelikleri), diğer yandan işletmenin uzun vadede rekabet gücünü artırır çünkü kaynak verimliliği daha düşük işletme giderleri anlamına gelir. 

Döngüsel ekonomi yaklaşımı, endüstriyel sürdürülebilirliğin merkezinde yer alan bir kavramdır. Döngüsel ekonomi, geleneksel linear ekonomi modeli olan “ham madde al, üret, kullan ve at” döngüsünün aksine, malzemelerin ve kaynakların mümkün olduğunca sistem içinde tutulduğu bir modeli ifade eder. Bu yaklaşım, atıkların bir girdi olarak yeniden kullanılması ilkesine dayanır. Sanayi tesislerinde döngüsel ekonomi uygulamak için, proseslerde oluşan atık ve yan ürünlerin analizi yapılarak yeniden değerlendirme imkanları araştırılır. Örneğin, bir fabrikanın üretim atığı başka bir sektör için hammadde teşkil edebilir (endüstriyel simbiyoz). Metal imalat sektöründe çıkan talaşlar veya hurdalar geri dönüştürülüp tekrar kullanıma sokulabilir; gıda üretiminde oluşan organik atıklardan biyogaz elde edilebilir; arıtma tesislerinde ortaya çıkan çamur, tarımsal gübreye dönüştürülebilir. Şirketimiz, müşterilerimize atık minimizasyonu ve yönetimi konusunda stratejiler geliştirerek “sıfır atık” hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olur. Bunun yanı sıra, ürün tasarımı aşamasında yaşam döngüsü düşüncesinin entegre edilmesiyle, ürünlerin daha uzun ömürlü, tamir edilebilir ve geri dönüştürülebilir olması sağlanabilir. Böylelikle, hammadde tüketimi azalırken atık depolama ihtiyacı da minimuma iner. 

Endüstriyel tesislerin karbon nötr hale getirilmesi, günümüzün en önemli hedeflerinden biridir. Karbon nötr bir fabrika, üretim sırasında enerji tüketimini en düşük seviyeye indirerek ve mümkün olan her alanda temiz enerji kullanarak net sera gazı salımını sıfırlamayı amaçlar. Bu hedefe ulaşmak için adım adım bir yol haritası izlenir. İlk adım, yukarıda bahsedildiği gibi enerji verimliliği ve süreç optimizasyonudur yani mevcut operasyonların “en verimli” hale getirilmesidir.  İkinci adım, fosil yakıt kaynaklı enerjinin yenilenebilir enerji ile ikame edilmesidir. Örneğin, fabrikanın elektrik ihtiyacını karşılamak üzere güneş enerjisi santrali kurmak veya yeşil enerji sertifikaları (I-REC gibi) satın almak tercih edilebilir.  Üçüncü adımda, kaçınılması zor olan kalan emisyonlar için karbon dengeleme mekanizmaları devreye girer: Karbon kredisi satın alma, ağaçlandırma projeleri veya karbon yakalama teknolojileri ile atmosfere salınan miktar kadar sera gazı emisyonu telafi edilir. Şirketimiz, sanayi işletmelerine karbon yönetimi konusunda uçtan uca çözümler sunarak, ölçümden azaltıma ve denkleştirmeye kadar tüm süreçlerde uzman danışmanlık sağlamaktadır. Bu sayede, 2050 yılı için belirlenen net sıfır emisyon hedeflerine uyum sağlama yolculuğunda firmaların yanında oluyoruz. 

Endüstriyel sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi hizmetlerimiz, firmaların hem çevresel yükümlülüklerini yerine getirmelerine hem de yeni iş fırsatları yakalamalarına yardımcı olmaktadır. Temiz ve verimli üretim yapan, atığını en aza indiren, kendi enerjisini üreten bir tesis; yalnızca regülasyonlara uyum sağlamakla kalmaz, aynı zamanda marka değerini yükseltir ve uluslararası tedarik zincirlerinde tercih edilir bir ortak haline gelir. Geleceğin endüstriyel dünyasında sürdürülebilirlik bir seçenek değil zorunluluktur. Venüs Mühendislik olarak biz de müşterilerimizin bu dönüşümde öncü olmalarını sağlamak için çalışıyoruz.

Bu çözümler, hem çevresel sürdürülebilirliği destekler hem de işletmenizin maliyetlerini düşürerek rekabet avantajı sağlar. Yukarı da belirtilen hizmetlerimizle, işletmenizin çevresel ve iklimsel risklerini etkin bir şekilde yönetmesine ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına destek oluyoruz. 
 


 

AB Yeşil Mutabakatı ve CBAM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) Uyum Danışmanlığı

Avrupa'nın 2030 yılına kadar karbon salınımlarını %55 oranında azaltma ve 2050 yılına kadar dünyanın ilk karbon-nötr kıtası olma hedefini pekiştiren bir stratejiler bütünüdür.

İklim değişikliği ve çevresel bozulma Avrupa ve dünya için varoluşsal bir tehdittir. Bu zorlukların üstesinden gelmek için Avrupa Yeşil Mutabakatı, AB'yi modern, kaynakları verimli kullanan ve rekabetçi bir ekonomiye dönüştürecektir. Bunun için aşağıdaki hedeflere ulaşılması amaçlanmaktadır:

  • 2050'ye kadar net sıfır sera gazı emisyonunun sağlanması,
  • ekonomik büyümenin kaynak kullanımından ayrıştırılması,
  • kimsenin ve hiçbir yerin arkada bırakılmaması.

2019 yılı aralık ayında Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın açıklanmasıyla birlikte Türkiye de en önemli ticari ortağı olan ve Gümrük Birliği nedeniyle diğer ülkelerden farklı bir ilişkisi bulunan ülke grubundaki bu köklü dönüşümü takip etmeye, yeni politika alanları ve stratejiler geliştirmeye başlamıştır. Avrupa Birliği tarafından tüm değişikliklerin açıklanmasını ve buna göre hareket etmeyi beklemek yerine proaktif bir şekilde harekete geçilmiştir.

Ticaret Bakanlığı’nın öncülüğünde; Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı gibi birçok farklı bakanlığın da desteği ve sektörel kurum ve kuruluşlar ile özel sektörün de katkısıyla Avrupa Yeşil Mutabakatı ile oluşabilecek tüm durumların ele alınması ve yaratılabilecek fırsatların değerlendirilmesi çalışmalarına başlanmıştır.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM),

Başlangıçta karbon yoğunluğu yüksek ve karbon kaçağı riski en fazla olan belirli ürünlerin ve bu ürünlerin üretilmesinde kullanılan gömülü emisyona sahip girdi malzemelerin precursor ithalatını hedef almaktadır

 SKDM, AB içinde sera gazı emisyonlarını azaltmayı amaçlayan bir mekanizmadır. Bu mekanizma, Avrupa içi emisyon ticaret sistemi (ETS) ile benzer bir karbon fiyatlandırması sistemi oluşturmayı hedefler. SKDM, AB içinde üretilen ürünlerin yanı sıra ithal edilen ürünlerin emisyonlarını da içerecek şekilde tasarlanmıştır.

Venus Mühendislik olarak SKDM ve karbon yönetimi konularında şirketimiz raporlama ve eğitim çalışmalarını yürütmektedir. 

Bu sürecinizde sizlere destek olmak en önemlisi bütün sürecinizin eksiksiz ve hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için saha çalışma planlamaları dahilinde uzman mühendis ve yetkin teknik uzmanlarımız ile birlikte çalışmaktayız. Detaylı bilgi için arayabilirsiniz.